Yaklaşık üç ay önce bir şeyler yapmalı dediğim, bir şeyler
daha katmalı kendime dediğim günlerde bir kitap kulübü arayışına girmiştim.
Okumalı, üzerine düşünmeli, konuşmalı, saatlerce düşünüp konuşmalı bir ortam
arıyordum kendime.
Derken sosyal medyada önüme bir fotoğraf
düştü. Yıllar evvel, lise çağlarımda o lay lay lom zamanlarımda beni kitaplara
aşık eden, çok çok sevdiğim hocam bir kurum vasıtasıyla kitap incelemesi
yapacak bir grup davetiyle, tüm samimiyetiyle gülümsüyordu fotoğrafta. Gurbette
sevdiğiniz biri vardır da size geliyorum dediği an hissedilen o heyecanı bilir
misiniz? Ya da sevdiğiniz insana sarıldığınızda şükür kavuşturana dediğiniz o
anı. Kalbinize ihtiyacı olan yağmurun yağdığını hissettiniz mi hiç. İşte tam
olarak böyle hissettim o fotoğrafı gördüğümde. Uzaklardan gelen bir dosta
sarılmış, şükür ettiğim o an da bahar yağmurlarının yağdığını hissettim
kalbime. Mutlaka katılmalıyım deyip başladığım ve şu zamana kadar devam eden
sohbetimizde değerli hocam ve birlikte yol aldığımız (hocam bu duruma biz olma
hali diyor) değerli ablalarımla Alev Alatlı okuyoruz. Kimdir, ne iş yapar
bilmediğim, sadece ismini duyduğum Alev Alatlı’yı, onu birebir tanımış, vakit
geçirmiş, yüreğine işlemiş sevgili hocam sayesinde tanımak, anlamak değil
anlamaya çalışmak olan bu yolda, bazen içimizi ısıtmak bazen ruhumuzun
pencerelerini açıp ferah bir serinlik hissetmekteyiz.
Birkaç aydır içime işlenenleri ne yapsam nasıl
yapsam da döksem kaleme derken hocamın ‘sanat insanın kendisiyle özgürleştiği
en iyi alandır’ cümlesi kalemime sardı beni. Kafamda evirdim çevirdim ve kalp
günlüğü yolculuğumu biz sohbetlerimizle devam ettirmeye karar verdim. Bu giriş
umuyorum ilerde bizi daha da saracak. Kalbimde yıllar önce atılan tohumların
filizlendiğini hissettiğim bu yolculukta yağmurlarımı sizlerle paylaşmaya can
atıyorum. Hayata sadece gözlerimizle değil kalbimizle bakmaya cesaretimiz yoksa
tabuları yıkıp kalbimizin penceresini aralayalım, kavuşma zamanı…..
YAKAMOZ
