“ Her canlıya boyutundan ve türünden bağımsız olarak
ortalama 2,5 milyar kalp atışı hediye edilmiştir.”
Ne iki buçuk milyar kalp atışı mı? İnsan
rakamı duyunca gerçekten bir şaşırıyor. Atışları hissettiğimiz de mi
yaşadığımızı hissetmiş oluyoruz yoksa durup dinlediğimizde mi? Hadi bunları konuşalım.
Heyecan içinde sevdiğini beklerken hissettiğin bu atışlar sana yaşadığını
hissettirebilir. Hani o atışlar arttıkça aldığın nefes sayısı da artıyor
gibi. Her çarpıntıda içinde uçuşmaya
başlayan kelebekler; yanaklarının kızarmasına, ellerinin titremesine sebep
olur. Tüm bunları yaşarken onu gördüğünde geçeceğini düşürsün. Ve gelir. Ama
geçmeyi bırak hızını daha da artırtırmıştır o atışlar. Ve heyecan katlanarak
devam eder. Kelebeklerin sayısı artmış, ellerindeki titremeler bacaklarına
yayılmıştır. Ne zaman nasıl sakinleşeceğim diye iç geçirirken kollarının
arasında sükunete erersin. İşte atışları
hissederek yaşadığını böyle anlarsın.
Sakin
bir sabaha gözlerini açarsın. Derin bir nefes alıp huzuru içine çekerken yüzüne
çarptığın suyla ferahlarsın. Bir kahve koyarsın. Perdeni çekip pencereni
aralarsın. Az önce dinmiş yağmurun ardında bıraktığı toprak kokusu ruhunu
sararken hafif bir rüzgar ürpertir seni. Koltuğuna yerleşip battaniyeni
dizlerine çekersin. Ve sessizlikte atışları dinlerken böyle hissedersin
yaşadığını.
Böylece
her ikisinin hissettirdiği sonunda şükürle noktalanır. Hissettiğimiz tüm
güzelliklere...
YAKAMOZ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder